Milliyet Sanat / Gerçek ile Düş Arasında

Milliyet Sanat / Gerçek ile Düş Arasında

Düş, gerçek, yaşam, ölüm gibi ikilikleri fotogerçekçilik ve sürreal referanslarla birleştirerek sunan sanatçı Cömert Doğruyu önümüzdeki aylarda karma bir sergi kitabında göreceğiz.

Cömert Doğru, 1977 İstanbul doğumlu. Sanatçı, İsparta Üniversitesi Grafik Tasarımı Bölümü’nden mezun olduktan sonra illüstrasyon ve resim ile ilgilenmeye başladı. Sanatçı, foto-gerçekçiliğini, sürreal referanslarla birleştiren tuvaller üzerine yoğunlaştı. Malzeme olarak ise tuval üzerine akrilik ve yağlı boya kullanıyor. Profesyonel hayatına yayın evlerinde illüstratörlük yaparak başlayan sanatçı, kitap kapakları tasarladıktan sonra çalışmalarına reklam ajansları ile yaptığı projelerle devam etti. Bu sırada Türkiye, Almanya ve ABD’deki bazı reklam ajansları ve yayınevleri için çizimler yaptı. 2009 yılında ise Amerikan yayınevi Centipede Press tarafından hazırlanan “Artists Inspired by Stephen King” isimli kitapta bir illüstrasyonu yer aldı. 2012 yılında UNICEF yararına düzenlenen “Stars of İstanbul” projesine hazırladığı yıldız, en iyi ve en yüksek rakama satılan yıldız oldu.

İKİLİKLER

Eserlerinde kendi gerçekliğini yarattığını söyleyen Cömert Doğru, sanat tarihinden besleniyor. Sürrealizm, hiperrealizm, pop gibi sanat akımlarına referansları olan bir alt yapıya sahip. Doğru, kompozisyonlarında güzel kadınlar ve renkli balıklarla kusursuz güzelliğin altını çizerken aslında gerçek, düş, ölüm, yaşam, an, uzam gibi ikiliklerin bir aradalığını sorgular. Kadın figürü onun için keşiflerin olduğu bir mecradır. Doğurganlığı ile kadın, yaşam/ölümü en iyi temsil eden metafordur. O nedenle Cömert Doğru, kadını bazen en saf, savunmasız haliyle yani çıplaklığı ile bazen de renkli ve absürt detayların yer aldığı korunaklı haliyle resmeder. Doğru’nun resimlerindeki çıplaklık iştah açan, fütursuz bir yaklaşım için değil ‘kadın’ın tüm zamanlarda çağrıştırdığı kutsal imajıyla yer alır. Bunun yanı sıra sanatçı, amacının güzel olanı daha güzel ve yumuşak, kendi gerçekliğinde göstermek olduğunu da belirtiyor. “Ben söyleyeceğimi resimlerimle anlatıyorum,” diyen sanatçı, resimleri üzerine konuşmayı işin profesyonellerine ve izleyiciye bırakmayı tercih ediyor. Sanatçı, resimlerinde yeni okuma katmanları oluşturmak adına bilinçli bir şekilde herkesin kendi gerçekliğini yaratmasına olanak tanıyor. 

SİNEMA DÜNYASINDAN FİGÜRLER 

Sanatçı, aynı zamanda sinema ile de yakından ilgili. Sinema dünyasından ikonik figürlere yer verirken fotoğraf çekimleri, afiş çalışmaları, reklam filmleri gibi pek çok detayı inceliyor. Gerçek olanla yapay olan arasındaki çizgiyi muğlaklaştırıyor. Gerçekliği abartıp güzelliği, yumuşaklığı, ipeksi dokuyu, parlaklığı etkin kılıyor. Işığı çok iyi kullanıyor. Tüm yüzeye eşit dağılan ışık yapay bir atmosfer yaratıyor. Ekranda bu ikonik Sanatçının “Tek Başına” isimli serisinden eserleri. figürlerin insanları etkileme düzeyine ve aldatıcı yanına vurgu yapıyor. Kompozisyonlarında kullandığı kontrast renkler, insanı dinamik tutan, heyecan veren söz konusu abartılmış güzelliklere dikkat çekmek için ustaca yaratılıyor. Siyah beyaz hafif grileşmiş transparan fonda beliren kadın figürleri renkli gözler, dudaklar ve detaylar ile yapıtın odağında canlı bir insanın sıcaklığından ziyade cansız bir modelin kusursuz hikâyesi var. Tuvalde nereden çıktığı ve neden orada olduğu bilinmeyen balıklar ise yapıta güçlü bir düşsellik duygusu katıyor. Böylelikle farklı odak noktaları oluşturup resmi katmanlaştırıyor. İzleyicinin okuması ile anlam katmanları yaratmayı hedefleyen sanatçı, kompozisyonda yarattığı algı dağılması ve tekrar toparlaması ile bu hedefine daha rahat ulaşacağına inandığını söylüyor. Pop kültürden ve pop kültürün sığlığından yola çıkan sanatçı; güzel olan, pazarlanan üzerinden gündelik hayatta var olan kadın imgeleriyle yakın ilgileniyor. Ona göre popüler kültürün yaratıcılığı, aslında ürünlerin ve imajların üretiminde değil, bunların kullanımında yatmaktadır. Sanatçı da bu düşünceyi kendine referans alarak Holywood’un ikonik kadınlarını ya da bu protipte kadınları sanat eseri haline dönüştürerek kendi yaratıcılığına yeni boyut kazandırıyor. Sanatçı bugüne kadar hiç solo sergi yapmamış olsa da büyük koleksiyonlarda yerini almış eserleriyle genç kuşak sanatçılar arasında yerini aldı. Önümüzdeki aylarda Taviloğlu Koleksiyonunun son 10 senesinden bir seçkinin sunulacağı “Bedenden Tuvale” adlı sergi kitabında “En Derinde” isimli eseriyle yer alacak olan sanatçı bağımsız olarak çalışmalarına devam ediyor.